durmak

durmak
durmak <-ur> (hier- usw) bleiben; stehen bleiben, (an)halten; wohnen, leben; Geduld haben, warten; verdattert sein, verdutzt sein; wirken, aussehen, sich machen; Regen aufhören; Uhr stehen bleiben; Welt bestehen;
açık durmak offen stehen;
dur! halt!, stopp!;
-e karşı soğuk durmak A kühl behandeln;
-ip durmak, -e durmak, -a durmak ununterbrochen etwas tun, z.B. okuyup durmak, okuyadurmak ununterbrochen (oder pausenlos, immer noch) lesen;
-in üstünde (oder üzerinde) durmak erörtern (A), diskutieren (A); betonen (A), hinweisen (auf A);
artık duramayacağım ich kann nicht länger warten;
içim duramıyor ich habe keine Geduld mehr, ich halte es nicht mehr aus;
durmadan, durmaksızın, 'durmamaca(sına) ununterbrochen, ständig, pausenlos; Dauer-;
-dan duramamak nicht anders können als …;
durup durup von Zeit zu Zeit, häufig;
durup dururken ohne ersichtlichen Grund; plötzlich, auf einmal;
durdu durdu er wartete lange;
durduğu yerde ohne Mühe; unnötig;
durmuş oturmuş bedächtig, gesetzt; gealtert; schwunglos

Türkçe-Almanca sözlük. 2013.

Schlagen Sie auch in anderen Wörterbüchern nach:

  • durmak — nsz, ur 1) Hareketsiz durumda olmak Motorlu su taşıtlarından biri de kanal rıhtımının tam bizim önümüze düşen bir noktasında demir atmış duruyordu. Y. K. Karaosmanoğlu 2) İşlemez olmak, çalışmamak Bileğimdeki saat durmuş. A. Gündüz 3) Bir yerde… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • doğru durmak — 1) dik durmak 2) uslu durmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • alarga durmak — argo uzak durmak, karışmak istememek, ilgisiz davranmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • didişip durmak — sürekli olarak birbirini hırpalamak Böylece, Serdar la didişip durmak derdinden de kurtulmuştu. T. Buğra …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • dikilip durmak (veya kalmak) — bir yerde kısa bir süre ayak üstünde durmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • divan durmak — el pençe divan durmak Araba yürürken karşımda divan durur gibi el pençe duruyor. O. C. Kaygılı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • sürtünüp durmak — çıkarı, kazancı için yaltaklanıp durmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tek durmak — uslu durmak, yaramazlık etmemek, sessiz kalmak Keşke tek duraydın da bunlar başına gelmeseydi. A. Kulin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • üzerinde durmak — bir işe önem vermek, bir işle yakından, sürekli ilgilenmek Klasik yazarlarımızın yapıtları üzerinde durmak, hepimiz için bir görev. S. İleri …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • zınk diye durmak — birdenbire durmak Askerî bir cip, Camekân Sokağı nı sarsıla sarsıla geçti, apartmanın kapısı önünde zınk diye durdu. A. İlhan …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • susta durmak — 1) köpek arka ayakları üzerinde durmak 2) mec. korktuğu bir kimsenin karşısında saygılı ve çekingen davranmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”